Ana içeriğe atla

Çift ana dilli çocuk yetiştirmek mümkün mü?


Elbette ki mümkün? Nasıl mı? Çift dilli yada kültürler
arası evlilik yapmış  ebeveynler iseniz çocuğunuz çift ana dilli olabilir. Örneğin siz İngilizce eşiniz Türkçe konuşuyorsa çocuğunuzun hem Türkçeye hem İngilizceye hakim olması muhtemeldir. Muhtemel diyorum çünkü dil gelişimine direnme diye de bir kavram var.
Peki  Türk anne ve Türk babadan doğan ve İngilizceyi okulda öğretildiği kadarıyla bilen bir ailenin- sen, ben, bizim oğlan - çocuğunun çift dilli olması, daha da özele indirgersek Türkçe ve İngilizceyi ana dili gibi konuşması mümkün mü? Dil gelişimi kişiye göre değişen  ve farklı değişkenleri bulunan bir gelişim alanı olduğundan bu soruya kesinlikle hayır denemese de zor demek daha doğru olur.
Dil öğrenmenin en baskın etmenlerinden biri olarak “maruz kalma” ifadesini yüksek lisans derslerimden birinde hocamızdan dinlemiştim. O dönem hamile idim ve dinlediğim her şeyi kızımı düşünerek dinliyordum. Maruz kalmayı şöyle açıklayabiliriz: Bir kimse, bir dili öğrenmek için o dilin ana dil olarak yahut genel dil olarak konuşulduğu bir yerde yaşamak zorunda kalırsa bu durumda o dili öğrenmesi kaçınılmazdır. Yurt dışına işçilik yapmaya giden ve Türkiye de iken 2 kere 2’nin dört ettiğini öğrenemeyen birinin  Almanya’ dan döndüğünde çatır çatır Almanca konuşması gibi…
Şimdi gel gelelim asıl meseleye . Annesi babasının L1 İ yani anadili Türkçe olan ve evinin içinde  Türkçe konuşulan bir çocuğa İngilizce çizgi filmler  seyretmek, her sözcüğün hem Türkçe hem İngilizcesini öğretmek gibi ebeveyn davranışları çocuğun dil gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocuk dil gelişimine direnip kendi  “ara dilini” oluşturabilir.  Farklı dillerin farklı gramer yapılarını birbirine karıştırabilir.
Ara dil hakkında daha detaylı bilgi için buraya bir bakabilirsiniz. Ben kızıma 1.5 yasına kadar İngilizce dil alt yapısını desteklemek adına LBB’ nin İngilizce çocuk şarkılarını dinlettim. Melodisi vs hoşuna gitti. “Wheells on the bus “ eşliğinde danslar mı etmedik… (özledim o günleri J ) çizgi filmleri orijinal dil seçeneği ile izledik. İngilizce resimli sözlükler  vs… Dil alt yapısı güçlensin diye. Fakat dil gelişime olumlu mu oldu olumsuz mu henüz bilmiyoruz. Dil gelişim dönemlerine göre Neva olması gereken dönemde. Tek sözcük evresinden (morgem), iki sözcük evresine (telegrafik konuşma) geçme aşamasında. Geçenlerde eve gelen temizlikçi teyzesine şöyle seslendiğini duydum: “te-ta-ya”. Temizlikçi anlamadığı için bakmadı . Çocuğun dilinden anası anlar atasözündeki gibi ben durumu anladım ve Neva’nın bir şeye takıldığını yardım istediğini fark ettim. Gidip baktığımda süpürge kablosuna dolaştığını gördüm. Te-te-ya: Teyze takıldım yardım et,  demekti  yavrumun dilinde. Onun yaşındaki çocuklar ne durumdalar pek de merak etmedim. Etmem de .Benimki de böyle.  Bir gün elbette tam ve düzgün bir şekilde konuşmayı öğrenecek fakat bu hali de ayrı bi güzel J
Çift dilli çocuk yetiştirmek zorunda olanları ayrı tutmakla birlikte çocuklarımızı yara bandı yapmamak taraftarıyım. Bende olmasını istediğim ama sahip olamadığım tüm özellikleri çocuğuma yüklemekten  kaçınırım. Evde ben ve babası İngilizce konuşsak, eve gelen bakıcı Türkçe konuşacak hem de kendi yöresel konuşmasıyla. Neva’ya pijamaya don dedirten, makarnaya “maharna” diyen bakıcı teyzelerimizi düşününce çok da kasmamak gerek diye düşünüyorum.
Bir Türkçe öğretmeni olarak çocuklarımıza Türkçemizin tüm zenginliklerini atasözlerimizi, deyimleri, ninnileri, türkülerimizi öğretmenin ; kendini  toplum karşısında ifade edebilmenin, özgüvenli ve kitap okuyan çocuklar olarak yetiştirmenin daha öncelikli olduğunu düşünüyorum. Değil mi ki bizler yavrularımızın, te-ta-ya  bile demeden, ta yüreğimizde duymaz mıyız yardıma ihtiyaçları olduğunu. Onlara sevgi dilini öğretelim. Çünkü bu dil dünyanın her yerinde aynı şekilde yazılır aynı şekilde okunur.


Yorumlar

  1. Evet benim de bütün isteğim sevgi dilini öğrenmeleri.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba son günlerde bu konuyla ilgilendigit için yazınızı ilgiyle okudum ve cok faydali olduğunu düşünüyorum. Teşekkürler öncelikle. 1.5 yasa kadar çocuğunuzun yabancı dile 'maruz kalmasini' saglamissiniz. Daha sonraki dönemler için ne düşünüyorsunuz? L1 öğrenme sürecindeki çocukların L2 ye adapte olmasının olumsuz olacağını düşünüyordum. Yazınız beni bi nebze ikna etti. Merak ettiğim nokta 1.5 yaştan sonra çocuğunuzu ne ölçüde L2 ye maruz birakiyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba bütün çocuklar tum dilleri öğrenecek alt yapı ile dünyaya gelirler tezinden hareketle tüm dillerden özellikle ingilizceden şarkılar cizgifilmler öğrenmesini istedim. Bu dönem erken dil gelişimi dönemine denk geliyordu, bu dönemde alıcı dil baskın idi. Yavaş yavaş ifade edici dile dönüşmesi gerekiyordu. Kızımda şöyle bir dur gözlemledim. Örneğin yabancı dilde çizgifilm izlerken şarkıya eşlik etmek istiyor fakat edemiyor kararsız kalıyor şarkıdan vazgeçip dans etmeye başlıyor, örneğin damlanin dolabını orijinal dil seçeneği ile izlettigimde sözcükleri tek tek seçmekte zorlandığı için tekrar etmek istiyor edemiyordu. Bu ne renk dediğimde pembe mi desin pink mi desin bilemiyor bunun yerine işaret dili kullanmayı seciyordu. Ben de bunun üzerine 3 yaşına kadar anadilde konuşmasınin gecikmemesi için L2ye ara vermeye karar verdim. Kızım şimdi 27 aylık ve cumleler kurabiliyor kendini ifade edebiliyor. Bu aşamadan sonra çift dil üzerine yoğunlaşmayi tekrar deneyeceğim. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uzundur geceler

Uzundur geceler. Uzun ve yalnızdır çoğu zaman. Eteklerini toplayarak gelir, ardında etekleri sürünür, püsküllenir. Bir ayin gibi süzülür ruhlar geceye. Elleri titrek ve gözleri nemli, uçuk bakışlı gözler toplaşır. Ve sen bilirsin sabaha daha çok vardır.
Her gece siyaha boyar atiyi. Maziyi ve atiyi alıp sallar ruhunda. Işıksız yanar parlar. Parlayan yerlerinde bir şilep sızar. Kan mı öz yaşı mı bu? Duyar mı kalpte yara gibi, vurdukça yayılır mı durdukça dağılır mı korkular. Yoksa geceler ve akşamüstleri ve  aralanmamış perdelerin ardında gelmeyen sabahlar mı yakar kandillerini ruhunun. Ölümün sınırında yaşamışsan ve kalbin ellerinde  bir ürkek kuş gibi kaldıysa, yalnız ve aç kalmış bir kuşun karanlıkta parlayan gözleri gibi halsiz solgunsan… Canının yandığını bilmesinler diye can yakmaya başlaysan, bilirsin uzundur gece.
Gözlerine birikir yaşlar. Ertesi gün iş vardır ve aslında ağlamamalısındır. Dik dur derdi annem. Kimseye zayıf yanını gösterme. Canın acıyorsa daha çok gül, gül ki sevin…

HOŞ GELDİN 30

Hoş geldin 30... Size bu yazıyı çok ciddi bir üslupla kaleme alacağım zira bir kadın için 30 yaşında olmak ciddi bir iştir. Her sözümü daha da önemle  dinleyin zira 30 yılın birikimi ile konuşacağım artık. Zaten hiç de sevmemiştim 29’u. O ne öyle yeni yaşını kabullenememiş kadın tribi gibi. 29 derken insan kendinden bile şüphe ediyor acaba 30 um da diyemiyor muyum diye😊 Ama 30 öyle mi bak sana yepyeni bi yaş OTUZZZ.  Yazıyla yazınca daha çok geldi. O ve u nun kalın fonetik etkisi ZZZZ nin  T nin tipsizliği Z nin baskıcı tutumu . sanki biz bilmiyoruz otuz işte.(neyse küçük harfle yazınca daha sevimli göründü) . Ben Halil kızı Tuba. Bir evin 4 kızının üçüncüsüyüm. Kendimi hep Elif Şafak romanlarındaki karakterlerin ruh dünyasına benzettim kah Havva oldum, kah Asya kah Gail. Bir yudum siyah süt oldum bazen bazen Şems gibi gizemli  bazen Havva’nın annesi bazen babası oldum. Bir sevgili, bir eş, bir anne oldum; bir öğretmen, abla, kardeş, gelin kız azcık akademisyen(hak ettiğimden değil bu …