Ana içeriğe atla

Osmaniye’de neler yapılır?



Osmaniye Akdeniz ikliminin yarattığı essiz doğa güzelliği ve bitki örtüsünün yanında tarihi zenginliği ile de dikkat çeker.
Şehir turistik bir şehir değil bu nedenle turizm üzerine yatırımlar otelcilik konaklama gezi vs. pek fazla yok.
Buraya geldiğinizde şehirdeki birkaç otelden birini seçip konaklayabilirsiniz. Oteller genelde şehir merkezinde. Gezip görmek isteyeceğiz yerler için araç kullanmak gerekecektir. Osmaniye'de hava alanı yok, en yakın hava alanı Adana’da. Bu nedenle bu gezinizde şahsi arazinizi ya da bir araç kiralama tercih  etmeniz yerinde olacaktır. 

Buraya gelince mutlaka yapın :

1.Kastabala Antik Kenti’ni ziyaret edin. Özellikle de tarihin eşsiz ruhunu hissetmekten keyif alana biriyseniz Romalılar döneminden kalan bu antik şehri görmek sizin için heyecan verici olacaktır.

2. Aslantaş Açık Hava Müzesi’ni ziyaret edin. Türkiye’nin ilk açık hava müzesi olan Aslantaş, Hititler’e ait eserlerle hemen yakınındaki baraj gölünün yanında yer alıyor.  Göl kıyısında bulunan özenli piknik alanında  keyifli bir piknik yaparken bir yanınızda yükselen ve bir dönemin en büyük aşklarına, savaşlarına, tarihin tüm dokusunu yansıtacak kitabelerine  ev sahipliği yapan açık hava müzesini görmeden buradan ayrılmayın. 

3.Karatepe köyünde kilim dokuyan kadınların kurduğu Türkiye’nin ilk kadın girişimciliği kuruluşu olan kilim dokuma kooperatifini mutlaka ziyaret edin. İlk emekçilerinden birinin de benim annemin olduğu bu kooperatifte dokunan kilimlerin ipinden boyasına, deseninden püskülüne her bir detayında  gizlenmiş emeği, aşkı, acıyı, dileği ve sevdayı  göreceksiniz. Burada hem unutulmaya yüz tutmuş bir sanat yaşatılmaya çalışılıyor hem de yapılan satışlarla emekçi kadınlar geçimini sağlıyor. 

5.Hemen yakında (15km) Bulunan Burnaz diye bilinenin İskenderun Yumurtalık sahilinde denize de girebilirsiniz.  

6.Yazların sıcak ve kurak geçmesinden ötürü bu şehirde yayla kültürü oldukça gelişmiştir. İnsanlar sıcak yaz aylarında dağların yüksek kısımlarında yerleşim edinmiştir. Öyle ki en büyük yaylası olan Zorkun yaylasında yaz nüfusu yazın Osmaniye’de kalıp yaylaya çıkmayanlardan fazladır. Yaz akşamları  bu şehir sükuta bürünürken, dağların eteğindeki yaylalarda ışıklar ve seslerle hayatin belirtileri yansır. 
        Yaklaşık 20 yıldır gelenekselleşmiş Zorkun yaylası şenlikleri yapılır. Buraya geldiğinizde Osmaniye'nin bütün yöresel zenginliğinin yansıtıldığı bu çocuk şenliğinde uçurma şenliği,  yöresel ürünler pazarı,  Karatepe kilimi tezgahları vb. pek çok kültürel etkinlik ziyaretçilere sunulmaktadır. Buraya geldiğinizde bu yayla şenliğine de mutlaka katılın. 

7.Turkiyenin önemli değerlerinden biri olan Yaşar Kemal'in Osmaniye'nin Hamite köyünde bulunan evi bugün bir müzeye dönüştürülmüş durumda.  Eserlerinden taşan köy ruhuna, töre vs. gibi pek çok anlatıya ilham veren bu köy ve müze de görülmeye değer. 

8.Son olarak Türkiye'de üretiminin %100'ünün Osmaniye’den karşılandığı yer fıstığını tatmadan birbirinden  lezzetli fıstık şekerlerini denemeden buradan ayrılmayın. 



Not : Mümkünse Osmaniye’ye yapacağınız geziyi bahar aylarında yapın.  Osmaniye yaz mevsiminde denizelliğin de etkisiyle sıcak
😷 nemli😱 ve boğucu💀 bir iklime sahiptir.👊 Benden söylemesi 😃





Burnaz




Kastabala -Hieropolis Antik Kenti


Kastabala -Hieropolis Antik Kenti


Kastabala -Hieropolis Antik Kenti


Aslantaş Müzesi parkı




Osmaniye

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çift ana dilli çocuk yetiştirmek mümkün mü?

Elbette ki mümkün? Nasıl mı? Çift dilli yada kültürler arası evlilik yapmış  ebeveynler iseniz çocuğunuz çift ana dilli olabilir. Örneğin siz İngilizce eşiniz Türkçe konuşuyorsa çocuğunuzun hem Türkçeye hem İngilizceye hakim olması muhtemeldir. Muhtemel diyorum çünkü dil gelişimine direnme diye de bir kavram var.
Peki  Türk anne ve Türk babadan doğan ve İngilizceyi okulda öğretildiği kadarıyla bilen bir ailenin- sen, ben, bizim oğlan - çocuğunun çift dilli olması, daha da özele indirgersek Türkçe ve İngilizceyi ana dili gibi konuşması mümkün mü? Dil gelişimi kişiye göre değişen  ve farklı değişkenleri bulunan bir gelişim alanı olduğundan bu soruya kesinlikle hayır denemese de zor demek daha doğru olur. Dil öğrenmenin en baskın etmenlerinden biri olarak “maruz kalma” ifadesini yüksek lisans derslerimden birinde hocamızdan dinlemiştim. O dönem hamile idim ve dinlediğim her şeyi kızımı düşünerek dinliyordum. Maruz kalmayı şöyle açıklayabiliriz: Bir kimse, bir dili öğrenmek için o dilin…

Uzundur geceler

Uzundur geceler. Uzun ve yalnızdır çoğu zaman. Eteklerini toplayarak gelir, ardında etekleri sürünür, püsküllenir. Bir ayin gibi süzülür ruhlar geceye. Elleri titrek ve gözleri nemli, uçuk bakışlı gözler toplaşır. Ve sen bilirsin sabaha daha çok vardır.
Her gece siyaha boyar atiyi. Maziyi ve atiyi alıp sallar ruhunda. Işıksız yanar parlar. Parlayan yerlerinde bir şilep sızar. Kan mı öz yaşı mı bu? Duyar mı kalpte yara gibi, vurdukça yayılır mı durdukça dağılır mı korkular. Yoksa geceler ve akşamüstleri ve  aralanmamış perdelerin ardında gelmeyen sabahlar mı yakar kandillerini ruhunun. Ölümün sınırında yaşamışsan ve kalbin ellerinde  bir ürkek kuş gibi kaldıysa, yalnız ve aç kalmış bir kuşun karanlıkta parlayan gözleri gibi halsiz solgunsan… Canının yandığını bilmesinler diye can yakmaya başlaysan, bilirsin uzundur gece.
Gözlerine birikir yaşlar. Ertesi gün iş vardır ve aslında ağlamamalısındır. Dik dur derdi annem. Kimseye zayıf yanını gösterme. Canın acıyorsa daha çok gül, gül ki sevin…

HOŞ GELDİN 30

Hoş geldin 30... Size bu yazıyı çok ciddi bir üslupla kaleme alacağım zira bir kadın için 30 yaşında olmak ciddi bir iştir. Her sözümü daha da önemle  dinleyin zira 30 yılın birikimi ile konuşacağım artık. Zaten hiç de sevmemiştim 29’u. O ne öyle yeni yaşını kabullenememiş kadın tribi gibi. 29 derken insan kendinden bile şüphe ediyor acaba 30 um da diyemiyor muyum diye😊 Ama 30 öyle mi bak sana yepyeni bi yaş OTUZZZ.  Yazıyla yazınca daha çok geldi. O ve u nun kalın fonetik etkisi ZZZZ nin  T nin tipsizliği Z nin baskıcı tutumu . sanki biz bilmiyoruz otuz işte.(neyse küçük harfle yazınca daha sevimli göründü) . Ben Halil kızı Tuba. Bir evin 4 kızının üçüncüsüyüm. Kendimi hep Elif Şafak romanlarındaki karakterlerin ruh dünyasına benzettim kah Havva oldum, kah Asya kah Gail. Bir yudum siyah süt oldum bazen bazen Şems gibi gizemli  bazen Havva’nın annesi bazen babası oldum. Bir sevgili, bir eş, bir anne oldum; bir öğretmen, abla, kardeş, gelin kız azcık akademisyen(hak ettiğimden değil bu …